Pazartesi, Aralık 10, 2012

Aktöbe'ye notum olsun...


Nasıl bir soğuk ve bıraktığı hissiyat aynen şöyle... 

buz halini almış etiniz keskin bir bıçakla kesilmiş ve ince bir çizgi halinde kanıyor... Bu arada  parmak uçlarını hissetmiyorken ve ölüyor olabilir miyim acaba? derken gülebilen tek çift olmalıyız:))


Çünkü kulaklarımzda hala bıdı bıdı hızlı konuşan
 - Ama ben şizi toot ösledim gelşenize benim yanıma...diyen bir tatlı ses


Deli olmalıyız heralde, kuzum ne işimiz var hakkaten  - 20 de?


İnsanlar sokak aralarında buz pateni yapıyor, vız geliyor soğuk...
Rahatlar, mutlular, alışmışlar...
Hatunlar elbiseden şaşmıyorlar...
E bu soğukta selüitte kalmaz tabi ... bizde yok spor yok krem... işimiz iş


Ben kendimi keskin rüzgara kapılıp atmosferden çıkar mıyım acaba diyebilecek kadar hissetsem de Kimseciklere bişi belli etmedim;)
burası da evimiz...

Kan kusarım kızılcık şerbeti içtim derim hesabı... giyindim en cici mini elbisemi, attım kendimi soğuğa...


Getirdiğim pantolonlar eşofmanlar öylece duruyor... almaz olsaydım zaten, bir kere pantolon giymedim desem yeridir yani... 

ama o soğuk bıçak var ya nasıl kesiyor sanki... sevgiliye fiks sorum oldu zaten

 - yanağım kanıyor mu bi baksana?
Hem zaten elbise daha sıcak tutarmış onu da öğrendim, hani durgun hava muhabbeti...


ama öyle ya da böyle  bana da vız geliyor işte:) kızımızı düşünüp gülüşmek de içimizi ısıtıyor votka gibi...
Hem Defenece gibi içten çağıranımız varken zaten çok kalmamız beklenemezdi... cuma günü istanbuldayız sevgiliyle...







Korkmam Ben Uzun Yoldan...

En iyi yolda yazarım ben aslında, hani böyle iyi yazdığıma dair bir iddiam hiç olmadı ama ben oldu bitti severim içedönük yazmayı... duygularımı anlatmayı, kendimi böyle rahatlatabiliyor gibiyim... gitmeyi sevdiğimden sanırım yola he çıkışımda zihnimde başlıyorum yazmaya... her zaman kalem olmuyor yanımda. Bu yüzden nice kelimelerim kayboldu, ya da itiraf edeyim hadi: unutttum:) anlatmak istediğin, sana ne hissettirdiğini iyi bildiğin rüyayı  unutmak gibi...

Koltuğa kurulmak mı yoksa karmaşıklaşmış, hepsi birbirinin nedeni haline gelmiş duygularmı ayrıştımak istememmi kelimelerimi harekete geçiren, bilinmez...

Karmaşık duygularımın üzerinde hiç durmayacağım zaten ki onlar yeteri kadar kördüğüm ve yorucu...Ama o koltuğa kurulmak var ya... Herşeyi o başlatıyor zaten! ister uçak olsun  ister otobüs... koltukta yayıldıkça kendinle başbaşa kalıyorsun... zaman sana ait oluyor bir anda, ne bir mızıldanma ne işine karışan ne akıl veren... hayatına dair ne varsa düşünmek için bir parantez açıyorsun, tabi parantezin içinde olmak kendine hiç zaman ayıramayan biri için yeteri kadar mutlu edici olsa da yüzleşmek istemediğin endişelerine gülümseyip en azından bir tokalaşmanın vakti gelmiş olduğundan hoş olmayabiliyor... 

Pencereden gördüğün herşey daha da anlamlı oluyor mesela... dün sevgiliyle izlediğim filmde dediği gibi  bu sadece müzikle olmuyor bence.  bir çocuk ya da ay... daha anlamlı olmaya başlıyor...geride bıraktığın çocuğun, kavuşmayı umduğun sevdiceğin, işin gücün... hepsinin sende bıraktığı duyguları, seni neyin beklediğini, endişelerini düşünüyorsun 
 dedim ya
kendine dönüyorsun, duygularına...

ve farkettikçe herşey bıraktığın gibi, korkmuyorsun uzun yoldan


Pazartesi, Aralık 03, 2012

O Kendi Geler, Geler:)

Sınavlarım paçamı bıraktı, onlardan kurtuldum 

Defnecikle tiyatro keyfi bile sıkıştırdık araya

Alışverişlerimi yaptım, hazırım süslüyüm

Meraklıyım


Bu akşam yolcuyum işte,  gidiyorum sevgilinin yanınaDefneden uzak kalmak için 10 çokkkk büyük bir rakam! Tam tamına sevinemiyorum bile gittiğime; nasıl geçer, gece huzursuzlanır mı, dert eder mi yoksa çocuktur çabuk uyum sağlar mı demeliyim...


- '' Ben bi gidip babanı alıp geleyim! ''  dedikçeDefnecik:- '' o kendi geler, geler! demeye devam etti       (geler=gelir:)

hem aklım hem kalbim bir yarım burda kalıyor...tek isteğim güzel zaman = hızlı zaman

10 gün Sonra babasıyla döndüğümüzde nasılsa kikirdeyip duracağız üçümüz...

*

Not: Farkedildiği üzere bizim evde  gelir misin kelimesi geler misin                                                  oturur musun kelimesi  oturar mısın                                                                        verir misin kelimesi de   verer misin ?

                                     Ne Kibarız di me?:))









Çarşamba, Kasım 28, 2012

Günah Çıkartma Yazısı



çok çok ilgisiz bir an da... bir anda

 - ben şimdi yalnız mı kalıcam?  dedi...o kadar sürpriz bir andı ki tiyatro için karşıdan karşıya koşturuyorduk...


- bebeğim yalnız kalmayacaksın annanenle bir kaç gün sadece... ben babanı alınca birlikte geleceğiz yanına...vb. 
artık tahmin edin ki daha neler neler anlattım... buna Defne'ye  pasaport çıkartamayışım da dahil...

beni anladı mı bilinmez ama içim hala acıyor ...işte tam da bu yüzden konuşamadım aslında, evet birsürü şey anlattım ama yok konuşamadım aslında...

şimdi düşünüyorum da, yok gitmem lazım ama, yelkenleri indirip vazgeçme diye sarsıyorum kendimi...

çünkü çok önemli bizim için, nasıl yaşanır, ne gerekir, defne için mümkün neler var, ev nasıl, ne durumda, benim için çalışabilirlik durumu nedir, hangi okullar var... görmem lazım tüm bunları ... 

***

uf işte tontinim de 

- anne, babamı almaya ikimiz gidelimmm yüttfeen  dedikçe... 

ben günah çıkarsam kaç yazar...

Hiç!

Cuma, Kasım 16, 2012

Çok Karışıkken Karar Almamak Gerekirmiş ama Hala Pişman Olmadım:)

Bu aralar radikal kararlar alacağım belliydi zaten... 

İşten sonra Aşkta yeni karar alma vakti geldi gibi:)

Ben gidiyorum sevgilimin yanına... Kısa sürecek olsa da öğrencilik günlerimize dönmeye... Başbaşa olmaya Ki Onun yanında en iyiyim hep... Onun yanında iyileşiyor ruhum hep...

Sonra 'ikimiz' birlikte İstanbul'a dönüp,  Defnecikle 'üçümüz' olacağız...Gene kısa sürecek olsa da...

Anlayacağınız bizim hayatımızda ki karmaşa devam ediyor ama olsun,  bitecek nasılsa...

Not:  Gereklilikleri unut artık!

Pazar, Ekim 28, 2012

O Telefonu Bekliyorum:))

Benim için mühim olan şu çok istediğim tezsiz yüksek lisansıma başladım, bu gelişmeyle birlikte sevgilinin yanında olmamam için hiç bir sebeb ya da keşkelerim kalmamış oldu... yani en azından şimdilik öyle sanıyorum:))çünkü nedendir bilinmez işleri planladığım gibi yürütememek gibi bir beceriksizliğim var benim... bunu yaparım ama, lakin çok hırslandım;)
İçimde hep vardı özlemim ama geride eksik birşeyler bırakmamaktı derdim, bu sayede bunu da düşünmeye gerek kalmadı...artık kavuşma vakti geldiğini hissediyorum...
yazıyı baştan okuyunca, sanki yarın babamızın yanında olacakmışız gibi görünüyor:) yok o kadar çabuk değil mağlesef ama az kaldı hissediyorum. En azından birşeyler daha belirgin... 

***
Ne yazık ki bu kadarla kalmıyor, hep inanmış olduğum gibi,  bir pozitiflik beraberinde eksiyi de getiriyor ve ben tüm bunlara sukunet içinde sevinirken iş yerindeki bir olumsuzlukla herşey dengeleniverdi... öyle bir olumsuzluk ki daha tam olarak kendime gelebilmiş değilim:) yüksek lisans sebebiyle işe daha az gideceğim için aldığım önemli sorumluluklarımı geri bırakmak durumunda kaldım. Yani en yumuşak böyle anlatabilirdim:) anlatmadan da rahatlayamıyorum ne yapayım...ikizler burcunu bilirsiniz az çok...

***

Bayram benim için daha çok tatil kıvamında olmaya devam ediyor... ve farkettim ki gerçekten çok ihtiyacım varmış, uyumaya, miskinlik yapmaya, defnecikle kikirdeyip cilveleşmeye, yatakta sabah keyfine... kış gelir mi bilmem ama ben kışlıklarımı çıkarıp kendime iş bile çıkardım:))

ve bakıyorum son iki gün kalmış...
özetin özeti; biri beni telefonla arayıp işinize son verdik dese hiç üzülmeyeceğim:))  

Perşembe, Ekim 25, 2012

Hellooo!!!:)))


Bu kadar uzun süre yazmayınca nasıl başlayacağını da bilemiyor insan...
çok uzun zaman oldu yazmayalı... Neden mi? zaman yoktu, istemedim, sıkıldım, koşturdum, yorgundum, uyudum, pc mi bozdum... Cevap  hepsi:)

Neler neler  oldu elbette... Arada  kocacım yanımıza üç defa geldi de geri döndü  bile:) Çok iyi gelişmeler çok kötü  gelişmeler,  mutluluklar, burukluklar, korkular, tırnak yemeler, salya sümük ağlamalar, sürprizler... hepsi yaşandı elbet... ama en güzeli, zaman belirsizlikleri daha da netleştirecek kadar cömertti ve hepsi bir kahveyle anlatılır tatda...

Defnecik ise 21 Ekimde tam tamına 3 yaşını doldurdu:) O tam bir 'çocuk' :) ne gariptir ki bebeklikten hiç çıkmayacakmış gibi gelirdi... Şimdiyse öyle afilli cümleler kuruyor ki büyüdüğünü kafama ayakkabı fırlatarak anlatmak ister gibi:) Evet evet en iyi ifade bu!

Şimdilik bu bir merhaba postu olsun, Defneye özel notlarımı düşerim gene...
Umarım her biriniz mutlu ve huzurlu bir bayram sabahına hazırsınızdır...
Umarım herşey yolundadır her biriniz için...


Salı, Mayıs 29, 2012

Sevenler kavuşsun artık...

Harıl harıl tatil yeri arıyorum, rahat, keyfli, İstanbul'a yakın...
İzin dönemimde sevgili burada olmayacağı için işim çok da zor değil.  Bir iki günlük bir kaçamak yeri arıyorum demek daha doğru olur...
Tam bi yer beğendim derken ''öyle güzel ki Defnesiz gitmem'' demeye başladım:) kıyamıyorum hiç ya napıyım...
Bu durumda kaçamak demeye de gerek kalmıyor:)  bu başka birşey ama bulamadım adını...

Bu haftsonundan...
Ben daha piknik keyfi yapamadım ama neyse ki Ececik yapıyor...

***

İki gün sonra sevenler kavuşuyor:) Ve bilirsiniz işte zaman geçmiyor...
Tatil yeri bak,
Saçını boya,
Ciciler al
Gene mi olmadı Temizliğe giriş.....
Yok hala geçmiyor zaman..... ne inatmış yahu:)

Pazar, Mayıs 27, 2012

En talı iki kelime; Sevgili ve Tatil!


Sevgilinin gelmesine az kaldı...  Bunun heyecanıyla hafif geçiyor günlerim, ne alsam ne yapsam, tatile nereye gitsek sorularıyla bi bakıyorum akşam olmuş:) Defnecik de ben de beklemedeyiz...  İkimizde beklemekten çok yorulduk çok sıkıldık aslında...

En sevimli ifadesiyle Defnecik diyorum ama bu aralar çok saldırgan oldu. Arkadaşlarına vurmalar, cimciklemeler, kum atmalar...bildiğin ''erkek fatma'' bu aralar:) Bu saldırganlığın bir sebebi var mıdır merak içindeyim;  yani bir de şöyle diyeyim gözümün içine baka baka bana bile pabucunu atabiliyor...


Yazmayalı epey zaman oldu ve tabi bir dolu şey gelişti, yaşandı. Nedense elim pek gitmedi yazmaya...
Sanırım belirsizlik ve hayatımdaki karmaşa ileçok fazla yüzleşmek istemiyorum:)   Çünkü buraya not düştükçe 'gün' gibi oluyor  herşey...
Neyse  en azından belli olan birşey var ki  Bir yıl daha böyle devam etme kararı alarak sınanmamı sonlandırdım:(   bir sene daha özlem dolu bir kış geçecek!  Kararımı vermiş oldum yani sevgili YÖK kararlarının yumuşak yönlendirmeleriyle...

*
Şimdiyse gündemim sevgili ve tatil... 
En tatlı iki kelime:)


Pazartesi, Nisan 23, 2012

Güneşli Pazartesilere Devam...


23 Nisana yakışır biçimde 'şen' başladı günümüz  deniz kokusu, manzarası, çocuk eğlenceleri... İlk defa gittiğimiz yeri çok sevdik...

Sıcacık bir günde kahvaltı yapmayı özlemişim... (ben aslında kahvaltıyı özlemişim:)  Genellikle 23 nisanlar hep yağmurlu geçtiği için bugününün sıcağı tatlı süpriz kıvamındaydı!
  İçimden hep geçen ''sevgiliyle de gelelim bura çok güzelmiş' oldu bugün...  Zaten o kadar özledim ki sevgilimi kafamda hep birarada olma  planları dönüyor bu sıralar ...
Şu sıralar büyük taşlar önemini koruyor yani;)

 Sonrasında bostancıya gitmek gibi bir hata yaptık (trafiğinden sebeb) ama hiç bahsetmek bile istemiyorum,  Marintürk gayet iyiydi:)