Aslında bi bakıyorum ruh halime fena sayılmaz diyorum, sonra diyorum yok yok içim sıkılıyor iyi değilim... Tabi bunları kendi kendime söylüyorum. Zira yüzleşmek istemiyorum...
Üstesinden gelmem gerekenler var. Rölantideyim şimdilik. Genede tüm bu düşünceler sinsice baskı yapmasını biliyor bana, rahatsız ediyor didik didik... Halbuki ben de pusudayım;) Bekliyorum sessizce! Hangimiz güçlüyüz bilmiyorum. Zaten bilsem yazmazdım sanırım. Yazmak göremediklerimizi farkettirir ya. farkederim umuduyla....
Neyse işte. Biraz daha cümle kurarsam yüzleşmek zorunda kalabilirim.
.
Neyse; ne diyoruz hep bir ağızdan, şu yaz gelemedi bi türlü! Ya düşünüyorum da zaten içimde kelebekler yerine kurtçuklar dolaşıyorken yaz gelse de benim için değişen olmaz. ııhh olmaz! ben gene etrafımda yapılan tatil planlarına, alışveriş lakırtılarına katılmak yerine somurturum.
(ne kötü haleti ruhiyem di mi:) EceDefne'den bahsetmek bin kat daha güzel)
*
Halbuki herkes arı gibi. Spor salonunda havuz açılışı bile yapıldı bugün. Bugün? Ama yazık oldu çabalarına. Bu havada havuz mu açılır?
Ne yapacağız yani kışlık mayomu üretelim şimdi:) buna da neyse , fazla yaratıcı olmaya başladım.
En güzeli bir kaç sayfa okuyup uyumak.
Maya'nın heyecanlı yaşamını hızlıca bitirmek. Gözlerimle.
Sabah güneş açsın pleaseeeeeee........................................
Perşembe, Mayıs 19, 2011
Çarşamba, Mayıs 18, 2011
Pek Havalı Oluyor Arkadaşlarının Arasındayken...
Aynı kitaplar da yazdığı gibi... Birarada oynarlar ama birlikte oynamazlar!
anlatsam inanmazsınız diyeceğim ama demiyorum çünkü biliyorum aynından bi model de sizde var:)
anlatsam inanmazsınız diyeceğim ama demiyorum çünkü biliyorum aynından bi model de sizde var:)
Bir Denizimiz var Defnenin arkadaşı, ki birbirleri için ağlayan çocuk bunlar
amaaaa bir araya gelip kavuştuklarında ne oluyorsa artık
ayrı oynuyorlar, kesinlikle oyuncak paylaşmıyorlar...
ve ikisi de bahçe sevdalısı, eve gitmek bilmiyorlar. Hatta defne öğlen uykusundan uyanır uyanmaz dışarı çıkmak istiyor. Ne giyinmeyi ne yemeği, beklemek istemeyecek kadar:)
ve ikisi de bahçe sevdalısı, eve gitmek bilmiyorlar. Hatta defne öğlen uykusundan uyanır uyanmaz dışarı çıkmak istiyor. Ne giyinmeyi ne yemeği, beklemek istemeyecek kadar:)
Geçen gün bi anaokulunun oyun grubuna dahil etmek istedim, günde sadece bi iki saat yaşıtlarıyla oynasın diye ama içeriye iki adım bile atamadım. Çığlık çığlığa ağladı! Beyaz önlüklü olan görevli sanırım aşı olduğu günleri hatırlattı :) tabi dışarıda aldık soluğu...
*
Tabi yaşça daha büyük olanlarla aramız pek daha iyi...
Tabi yaşça daha büyük olanlarla aramız pek daha iyi...
onlar hep Defneciğin gönlünü yaptıkları için:)
dün akşam iki ablasıyla bi mutlu bi mutlu oynadı odasında ki hiç değmedim keyfine...
tüm marifetlerini gösterdi ablalarına, bi türlü binmediği arabasına bile oturmuş:)
ben kitap okuduğumda 'ditttiiiii' diye kapağını kapatan Ececik, kanki ablasının heceleri (!) parmağıyla göstermesine bile katlandı:)
ama süpermiş cidden, arkadaşlarıyla odasındayken ne bana ne annanesine hiç bulaşmadı. ben de minik ablalalara çikolata armağan edip yine gelmeleri için en sevimli halimi takındım:)
Pazartesi, Mayıs 16, 2011
En Sevimmli Çakıltaşımdan Notlar:)
Öyle bir zevkle dergi karıştırıyor ki abartıyorum sanabilirsiniz! bazen bi bakıyorum kendi kendine oturmuş masasına yada salonda yanımızda arkasını da dönmüş sayfa sayfa resimleri inceliyor. bu kendi dergisi olduğu kadar benim dergilerim de olabiliyor elbette!
çok büyüdü! hergün yeni bir muzurluğu, becerisi ya da farkındalığı oluyor.
beni hem en güldüren hem de en yorup 'of Defne ya' dedirten davranışı ise; elimden tutup beni çekiştirerek odasına götürmesi:)
İstediğini yapınca bi küçücük öpücük atıyor en sevimli gülüşüyle.
o zaman bu gördüğünüz masaya oturup ya dergi kitap okuyoruz ya resim yapıyoruz ya da belki hamurları mıncırıyoruz:)
Tabi bu resim yapma görevi bana etrafını çiziktirme işi de Ececiğe ait:) Hamurdan da kalıplar sayesin de muntazam biçim veren ben, onu alıp mıncık mıncık eden Ececik:)
Ama hakkını hiç yiyemem kızımın; geçen gün yaptığım kelebeğin kanatlarına farklı renkte minik benekler kondurdu hamuruyla. Yani yaratıcıdır da muzurluğunun yanı sıra:)
zaten yaratıcılığı duvarda ki çiziklerden de görülüyor;)
pelikanlar ağzını nasıl açıyorlar Defne? sorusunun cevap resmidir bu:)
- pelikanın ağzında ne var Defne?
- balk (çok hızlıca 'ı' kullanmadan lütfenn:)
pembeye de 'bamba' diyor:)
Hani bahsetmiştim daha önce 'anniii' diye sarılıyor diye.
bu gerçekten o kadar sevimliki! Hem öyle bir an da söylüyor ki içim eriyor ama itiraf edeyim son günlerde bazı anlar da o kadar abartıyor ki, hani ilgilenmiyor da değilim 'efendim tatlım söyle canım' diyorum çaresizlikle ama yok hiç bi şifre, sadece bıktırana kadar üst üste, bağır çağır anni anni anniiiii... elim ayağıma dolaşıyor şaşırıyorum ne yapacağımı...
18 ayını geride bıraktı Ece Defne, o büyüdükçe birlikte yapabildiklerimiz de artıyor. onu anlamak kolaylaşıyor git gide ama bazen de zor oluyor ikna etmek.
- 'sen dediğimi yapmadığında böyle ağladığında çok üzülüyorum Defne' dediğimde
derin bir iç çekip kolunu omzuma attı. Kankisiyim ya:)
kelebek gibi yapıp dudaklarını bi öpücük atıyor gene, bitiyor mesele:)
*
haa bir de ( gerçi bu bence ayrı bir yazının konusu ama ) hani şu en son çıkan Şebnem Ferahlı vodafon reklamı var ya... Şebnem Ferah'ı görür görmez, bana bakarak ağzını sonuna kadar açıyor bizimki:) yani bağırma görüntüsü vererek! sonra beraber başlıyoruz bağırmaya:) 'kaaçççç kezz ilkkbbahaaaarrrr... '
çok büyüdü! hergün yeni bir muzurluğu, becerisi ya da farkındalığı oluyor.
beni hem en güldüren hem de en yorup 'of Defne ya' dedirten davranışı ise; elimden tutup beni çekiştirerek odasına götürmesi:)
İstediğini yapınca bi küçücük öpücük atıyor en sevimli gülüşüyle.
o zaman bu gördüğünüz masaya oturup ya dergi kitap okuyoruz ya resim yapıyoruz ya da belki hamurları mıncırıyoruz:)
Tabi bu resim yapma görevi bana etrafını çiziktirme işi de Ececiğe ait:) Hamurdan da kalıplar sayesin de muntazam biçim veren ben, onu alıp mıncık mıncık eden Ececik:)
Ama hakkını hiç yiyemem kızımın; geçen gün yaptığım kelebeğin kanatlarına farklı renkte minik benekler kondurdu hamuruyla. Yani yaratıcıdır da muzurluğunun yanı sıra:)
zaten yaratıcılığı duvarda ki çiziklerden de görülüyor;)
pelikanlar ağzını nasıl açıyorlar Defne? sorusunun cevap resmidir bu:)
- pelikanın ağzında ne var Defne?
- balk (çok hızlıca 'ı' kullanmadan lütfenn:)
pembeye de 'bamba' diyor:)
Hani bahsetmiştim daha önce 'anniii' diye sarılıyor diye.
bu gerçekten o kadar sevimliki! Hem öyle bir an da söylüyor ki içim eriyor ama itiraf edeyim son günlerde bazı anlar da o kadar abartıyor ki, hani ilgilenmiyor da değilim 'efendim tatlım söyle canım' diyorum çaresizlikle ama yok hiç bi şifre, sadece bıktırana kadar üst üste, bağır çağır anni anni anniiiii... elim ayağıma dolaşıyor şaşırıyorum ne yapacağımı...
18 ayını geride bıraktı Ece Defne, o büyüdükçe birlikte yapabildiklerimiz de artıyor. onu anlamak kolaylaşıyor git gide ama bazen de zor oluyor ikna etmek.
- 'sen dediğimi yapmadığında böyle ağladığında çok üzülüyorum Defne' dediğimde
derin bir iç çekip kolunu omzuma attı. Kankisiyim ya:)
kelebek gibi yapıp dudaklarını bi öpücük atıyor gene, bitiyor mesele:)
*
haa bir de ( gerçi bu bence ayrı bir yazının konusu ama ) hani şu en son çıkan Şebnem Ferahlı vodafon reklamı var ya... Şebnem Ferah'ı görür görmez, bana bakarak ağzını sonuna kadar açıyor bizimki:) yani bağırma görüntüsü vererek! sonra beraber başlıyoruz bağırmaya:) 'kaaçççç kezz ilkkbbahaaaarrrr... '
Pazar, Mayıs 15, 2011
Mesaj ya da Email Nereye kadar, bir arada olmak lazım pazar keyfinde!
Sonunda ısındı hava, sıcacık oldu!
Sıcacık bir pazar günü, en sevdiğim şey
Deniz kokusu
Bir güzel kahve
bu aynı, tatildeyken yaptığımız şezlong keyfimize benziyor
Kendimi avutmaktan gerçekten sıkılmış olsam da... Çok özledim, napıyim !
Yazmazsam zaman daha da yavaşlayacakmış gibi geliyor...

*
Küçük pikniklerimizin de vakti geldi, gerçi her fırsatta bahçedeyiz ama pikniğin yeri ayrı. Hem Ece Defne eve zor giriyor artık:) dün de doğum günü partisindeydi. zaten benden daha sosyal kızım:)
Sıcacık sohbetli keyifli pazarlar diliyorum herkese... tadını çıkarın!
Sıcacık bir pazar günü, en sevdiğim şey
Deniz kokusu
Bir güzel kahve
Saatler süren bir gazete keyfi
Tatlı bir sohbet; sevgilimle ama...bu aynı, tatildeyken yaptığımız şezlong keyfimize benziyor
*
Yazmazsam zaman daha da yavaşlayacakmış gibi geliyor...

*
Küçük pikniklerimizin de vakti geldi, gerçi her fırsatta bahçedeyiz ama pikniğin yeri ayrı. Hem Ece Defne eve zor giriyor artık:) dün de doğum günü partisindeydi. zaten benden daha sosyal kızım:)
Sıcacık sohbetli keyifli pazarlar diliyorum herkese... tadını çıkarın!
Pazar, Mayıs 08, 2011
E Herkes Anne Olunca Anlar:)
En güzel tarafı çocuğunla birlikte büyümek,
oyun oynarken, şarkı söylerken... İçinde ki çocuğu da mutlu etmek, çocukluğuna dönmek bikaç saniye de sürse...
Sonra ona faydalı olabilmek, birşeyler öğretmek, sana ihtiyaç duyması...
Sonraaa tabi çocuktan da birşeyler öğrenmek! Sayesinde kızgınlığını kontrol etmeyi öğrenmek, sayesinde kendini disipline sokabilmek...
hakketen ihtiyacımız oluyor buna, bizde kız çocuğuyuz nihayetinde di mi ama:)
Her gün mutlaka bir sürpriz yaşamak; bir cilve bir bakış ya da bir kelime! hem de en sevimlisinden...
O nasıl seninle rahatlıyorsa, sakinleşiyorsa sen de onun küçücük bedenine sarılıp huzur dolabiliyorsun...
Hem annemin 'anne olunca anlarsın' sözü de tam isabetmiş. anne olmadan anlaşılamıyormuş bazı şeyler....
Bunları farkettikçe gördükçe diyorum iyi ki anne olmuşum,
anne diye beni seçmiş iyi ki...
*
BEN DE TÜM ANNELERİN VE ANNE ADAYLARININ 'ANNELER GÜNÜNÜ' KUTLARIM...
bu da geçen seneden, ilk anneler günüm:)
oyun oynarken, şarkı söylerken... İçinde ki çocuğu da mutlu etmek, çocukluğuna dönmek bikaç saniye de sürse...
Sonra ona faydalı olabilmek, birşeyler öğretmek, sana ihtiyaç duyması...
Sonraaa tabi çocuktan da birşeyler öğrenmek! Sayesinde kızgınlığını kontrol etmeyi öğrenmek, sayesinde kendini disipline sokabilmek...
hakketen ihtiyacımız oluyor buna, bizde kız çocuğuyuz nihayetinde di mi ama:)
Her gün mutlaka bir sürpriz yaşamak; bir cilve bir bakış ya da bir kelime! hem de en sevimlisinden...
O nasıl seninle rahatlıyorsa, sakinleşiyorsa sen de onun küçücük bedenine sarılıp huzur dolabiliyorsun...
Hem annemin 'anne olunca anlarsın' sözü de tam isabetmiş. anne olmadan anlaşılamıyormuş bazı şeyler....
Bunları farkettikçe gördükçe diyorum iyi ki anne olmuşum,
anne diye beni seçmiş iyi ki...
*
BEN DE TÜM ANNELERİN VE ANNE ADAYLARININ 'ANNELER GÜNÜNÜ' KUTLARIM...
bu da geçen seneden, ilk anneler günüm:)
Perşembe, Mayıs 05, 2011
İlk hediyem, daha güzeli olmaz... ama belki, bana şiir okuduğunda resim yaptığında da bu kadar mutlu olabilirim:)
Neyse ki kızımla yanak yanağa uyanıyorum da bu berbat havalar bozamıyor keyfimi... Yanım da ki yastıktan o muzur gülüşüyle öpücük atması güne güzel başlamama yetiyor. Yoksa bu gri havalarda karardıkça kararımdım ben de...
*
Bu aralar su sızmıyor aramızdan. Ben de şımarma hakkımı kullanıyorum. Çünkü o kadar uzun zamandır benimle alakasızdı ki annanesiyle yaşadığı aşk yüzünden!
'tamam da ya ben?' edasıyla uzaktan izlemekle yetindim hep:)
Ama şimdi bir 'annniiiii' deyişi var bana, boynuma sarıla sarıla. bazen de oyun oynarken kankisiymişim gibi kolunu atışı var omzuma çok gülüyorum...
bi kere mutlaka o minicik elinde çiçek oluyor, annanesiye bahçeden gelirken!
Sanırım, bilinçli olarak 'anne' demesi kendimi daha bi 'anne' hissettirdi. Var mıdır alakası emin değilim ama öyle galiba. O annniiiii diye uzata uzata söyledikçe bakakalıyorum gözlerine, kalbim daha bi çarpıyor.
Diyorum kendi kendime 'anneler gününe dair ilk hediyemi aldım bile'...
*
Bu aralar su sızmıyor aramızdan. Ben de şımarma hakkımı kullanıyorum. Çünkü o kadar uzun zamandır benimle alakasızdı ki annanesiyle yaşadığı aşk yüzünden!
'tamam da ya ben?' edasıyla uzaktan izlemekle yetindim hep:)
Ama şimdi bir 'annniiiii' deyişi var bana, boynuma sarıla sarıla. bazen de oyun oynarken kankisiymişim gibi kolunu atışı var omzuma çok gülüyorum...
bi kere mutlaka o minicik elinde çiçek oluyor, annanesiye bahçeden gelirken!
Sanırım, bilinçli olarak 'anne' demesi kendimi daha bi 'anne' hissettirdi. Var mıdır alakası emin değilim ama öyle galiba. O annniiiii diye uzata uzata söyledikçe bakakalıyorum gözlerine, kalbim daha bi çarpıyor.
Diyorum kendi kendime 'anneler gününe dair ilk hediyemi aldım bile'...
Pazar, Mayıs 01, 2011
Arapsaçı
Artık öyle yoruldum ki uğurlamaktan, karşılamaktan... Hoşgelmiş beş gitmiş telefonlarından.
Dünden beri iyice burulmuştum zaten.
Her seferinde ağlayan ben, bu defa hiç ağlamadım. Gece bile.
alışmak değil ama bu alakası yok.
Boğazımda koca bir yumru. oturuyorum.
Saatli bomba gibiyim.
.
Türk filmlerindeki melankolik kadınlar gibi 'neden benn?' diye sorup duruyorum. Halbuki gayet basit bir hayat istediğim
Ayrı gayrı olmadan. Çekirdek. Birarada. İşten eve evden işe. Ödün vermeden sevdiklerine yakın...
ben basit olanı diledikçe mi karışıyor, arapsaçına dönüyor? anlamıyorum ki
Dünden beri iyice burulmuştum zaten.
Her seferinde ağlayan ben, bu defa hiç ağlamadım. Gece bile.
alışmak değil ama bu alakası yok.
Boğazımda koca bir yumru. oturuyorum.
Saatli bomba gibiyim.
.
Türk filmlerindeki melankolik kadınlar gibi 'neden benn?' diye sorup duruyorum. Halbuki gayet basit bir hayat istediğim
Ayrı gayrı olmadan. Çekirdek. Birarada. İşten eve evden işe. Ödün vermeden sevdiklerine yakın...
ben basit olanı diledikçe mi karışıyor, arapsaçına dönüyor? anlamıyorum ki
Cumartesi, Nisan 30, 2011
Nisan'da Bodrum! Süper Fikir...
Hep sevmişimdir sadece bir sırt çantası ile tatile gitme fikrini. sevmekten öte sanırım ulaşılmaz geldiği için uzaktan göz kırpan cazip bir fikirdi benim için; 'hadi ama bak, sadece iki tişört alsan da olur' diyen. Bunu öğrenciyken bile başaramadım ben ama otuzumu devirmeden süpriz bir şekilde kendiliğinden oldu! ve tek kelimeyle RAHATLIK:)
Sevgili kocam geldi uzun seyehatinden, kızımızla bir arada hasret giderdik, ev keyfi yaptık, pinekledik, küstük barıştık, kızımızla oyun oynadık, kötü giden hava koşullarına sövdük... sonra dedik ki hadi Bodruma gidelim, millet daha şimdiden denize giriyormuş madem! bir sırt çantası ile ben hazırdım:)
Bodrum çok güzeldi! ben ilk defa gördüm ne yalan söyleyeyim. Nedense denk gelmemiş şimdiye kadar. Ama gerçekten güzelmiş. Sezon açılmadığı için gayet sakin ve aheste sayılırdı... Hazirandan itiberen yürüyecek yer kalmıyormuş otel işletmecisinin sözüne göre. Ki kalabalığı, cümbüşü, dım tıs dım tısı hiç sevmediğimizden tam isabetti bizim için! bir sıcak bir serindi hava ama olsundu, hiç dert değildi, denize girme telaşımız yoktu ki zaten...
İlk günümüz de tekne gezisine katıldık, güneşlendik keyif yaptık, sonra rüzgar çıkınca hava serine dönünce teknede bir ben rüzgarın tadını çıkardım:) bikinimin üzerine kazağımı, eşofmanımı, ayaklarıma çoraplarımı geçirerek bu kombinasyonumla hayranlık uyandırdım:) bakışları hiç dert etmedim ışığım yeter diyerek bol bol fotoğraf çektim:)
.
Defne hiç düşmedi dilimizden, alt tarafı bi iki gün başbaşa kalalım dedik ama bilen bilir anlayan anlar, insan çok özlüyor. Hep yaptığı muzurlukları komiklikleri anlatıp durduk sevgiliyle. Mesela kedilere miyav değil 'miyaaaaa' diye seslenir bizim tontini:) biz de öyle sevdik gördüğümüz kedileri... sonra en sevimlisinden bi kedi aldık ona, oyuncak ama... gerçek olsa keşke di mi?
.
Sonra kaleyi, su altı müzesini dolaştık. Çok çok beğendik... Hem su altındaki buluntular hem de su yüzüne çıkarılırken gösterilen çabayı sunuşları, çok güzeldi. Kalenin zindanı ise beni çok etkileyen yerdi. Zindan girişinde ki bu yazı 'tanrının olmadığı yer' anlamına geliyor.
.
tüm sokaklarını yürüdük Bodrumun, bol bol konuştuk, en güzeli rakı balık keyfimizi elbette atlamadık, böylece daha çok konuştuk;)
.
Nötrlenmek için iyi zamanmış nisan, hem fiyatlar da şaşırtıcı ucuz oluyormuş:)
...
OH BE, ÖZLEMİŞİM YAZMAYI...
Cuma, Nisan 29, 2011
...
sevgilimle ve kızımla birarada olmanın keyfini yaşarken, bi baktım düşmüş yakamdan blog yasağı... kimbilir ne zaman açıldı, o kadar ilgisizdim ki! çok soğumuştum çünkü. sanki bi ben cezalıydım. neyse geçmiş işte. umarım herkes yerindedir.
pek sevindim bi an da, gece gece:)
pek sevindim bi an da, gece gece:)
Çarşamba, Mart 16, 2011
Sonunda
ohhh be! sonunda...
hiç olmazsa kumanda panelime girebiliyorum, yazdıklarınızın ilk cümlelerini okuyabiliyorum! e bu da iyi... sayfalara hala erişilemiyor.
kuzum sanki bir ben giremedim blogger a, bi geldim herkes olduğu yerde! bi ben cezalıydım sanki:) ne değişen dns ayarları işe yarıyor ne başka birşey... Filizin desteğiyle yazılarımı kurtarabilmiş olmanın iç huzuruyla yetindim durdum. yeni bi sayfa açayım dedim wordpress bilmem ne... hiç sevmedim tam anlamıyla 'daral'dı!
*
neyse benim yasağım iyice bir kalksın da düşsün yakamdan. ben de güzel güzel dökeyim içimi.
Her ne kadar sayfamı görüntüleyemesem de olsun; şimdi bu ısınma yazısı olsun zira o kadar soğudum ve 'gıcık' oldum ki bu duruma:)
ısınmam gerek
hiç olmazsa kumanda panelime girebiliyorum, yazdıklarınızın ilk cümlelerini okuyabiliyorum! e bu da iyi... sayfalara hala erişilemiyor.
kuzum sanki bir ben giremedim blogger a, bi geldim herkes olduğu yerde! bi ben cezalıydım sanki:) ne değişen dns ayarları işe yarıyor ne başka birşey... Filizin desteğiyle yazılarımı kurtarabilmiş olmanın iç huzuruyla yetindim durdum. yeni bi sayfa açayım dedim wordpress bilmem ne... hiç sevmedim tam anlamıyla 'daral'dı!
*
neyse benim yasağım iyice bir kalksın da düşsün yakamdan. ben de güzel güzel dökeyim içimi.
Her ne kadar sayfamı görüntüleyemesem de olsun; şimdi bu ısınma yazısı olsun zira o kadar soğudum ve 'gıcık' oldum ki bu duruma:)
ısınmam gerek
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


















