Cuma, Nisan 30, 2010

BU HAFTA ÇABUK GEÇSE ...


biraz sohbet, biraz yürüyüş ne iyi geldi bugün. Hava sıcacık ve gökyüzü uçurtma doluydu... Sahilyolunda ki trafiğe aldırmamak için geçerli bir sebebimdi uçurtmalar... gayet enerjik geldim eve akşam. Ece Defneyle cıvıldayacak bir enerji... Ece Defne'de bu aralar bir çığlıklar bir cıvıldamalar sormayın hiç, şöyle bir bakıyorum tatlı yüzüne, diyorum nasıl da büyüyor, değişiyor...7. ay içinde olmamıza şaşırıp kalıyorum. Bahçede ki küçük çocukların etrafına toplanmasından müthiş keyifleniyor mesela

.
aynı bugünkü gibi sıcacık olsun...sonra da hızlıca geçsin bu hafta, bir çırpıda...geçsinde rahatlayayım bende...haftaya alese gireceğim ya aman gerim gerim geriliyorum tee ne zamandan beri. hayır hiç alakası yok hazırlandığımdan falan değil.benim huyum bu. sınav olsun benzeri bir şey, mülakat, seminer...geçene kadar başka şeye de konsantre olamam. e hazırlandığım anlamına gelmiyor bu ne yazıkki. öylesine işte, anlamsız bir gerginlik:))

tek isteğim geçsin şu hafta!
nasıl geçtiğiyle değil de geçip geçmemesi üzerinde durmam da pek bir garip!

çok kısa zaman öncesine kadar, çevreyolunda iken direksiyonda korkuyordum acemiliğimden ötürü. ve daha da hızlanıyordum. sevgili dedi ki bir gün 'korkuyorsan neden hızlanıyorsun?' 'bilmem' dedim. Düşündük, eşeledik, bulduk! yol bir an önce bitsin diye:))
işte aynı hesap, sınav bir an önce bitsin diye zaman geçsin istiyorum, hazırlanarak değil ama oturduğum yerden:)

değişik bir psikoloji...

iki soru çözüp bilgi tazelemek zor geliyor bana ama tatil için harika planlarım var:)hatta tatil öncesi 'ısınma tatili' planım bile var:) Ağva'ya gitmek için fırsat kolluyorum mesela...

:))düşünüyorum minişle tatil nerede keyifli olur? nereye gitsek ki...

Cumartesi, Nisan 24, 2010

İlk Seyahatimizden Notlar

ne üç hafta ama...hala yorgunmuşum gibi...

bebekle yolculuk çok zormuş,
düzen alt üst olurmuş, tecrübe etmiş olduk böylelikle ama genel olarak başarılı sayılırdm:) tabi kendi kanaatimce:) ben bile hasta oldum ama Defnecik hava değişimlerinden etkilenip hiç hasta olmadı...e bunun için elimden geleni yaptım tabi. evimize gittiğimizde çokk yadırgadı mesela... çok ağladı...o ağladı ben ağladım gene:) o mızıldandı ben sinirlendim gene... bu böyle iki gün sürdü alıştı sonra...

tek dayanağı bendim bu alışma sürecinde. nerede olursak olalım hep beni kontrol ediyordu ya, ne yalan söyleyeyim pek bi hoşuma gidiyordu, daha bi özel hissettirdi sanki...

Defne tam alıştı evimize derken gene başka bir mekanda buldu kendini ama en güzeliydi tontini açısından Adana gezisi...Defne her an kucakta olduğu için zaten istediği de bu olduğundan gülücük eksik olmadı yüzünden... son üç günümüzde sıcacıktı hava, yaz havasıydı tam tamına... bi ara aldım kızımı bulvarda yürüdük ikimiz. benim için en unutulmaz ve en sakin saatlerdi, istediğim gibi çok yapamadım ne yazık ki...

iki haftanın bingosu yıllardır görmediğim arkadaşımı görmekti. en mutlu olduğum andan biriydi, hem de huzurlu mutlu gördüm ya... o minik bebeğini beklerken ben de heyecanlandım onunla birlikte! ne çok özlemişim...

Farkediyordum bu arada Defne'de ki değişiklikleri, izliyordum sessizce. Saçları çoğaldı, sanki boyu uzadı, çığlıklar atmaya başladı hatta cazgır desem abartmış olmam. Kucaktan kucağa uçuş uçuş şımarmış olmalı... bol bol fotoğraf çektim, her anını yakalamaya çalıştım. ama fotoğraflar sevgiliyle birlikte uçtu gitti uzaklara:) artık elime geçtiğinde paylaşırım onları da.

babaannenin kucağından uçtu şimdi anneannenin kucağında nazına niyazına kaldığı yerden devam ediyor:)

şimdi bunca tecrübe bana yeter tatil planı yapmak için:) iki buçuk ay nasıl geçer başka?

Cuma, Nisan 23, 2010

çocuklar gibi şen...

çocuğumun ilk bayramı:) sabah gözümü açtığımda pembelerini giymiş, babasının desteğiyle üstüme oturmuş, elinde sıkı sıkı tuttuğu bayrağıyla...sanki elinden alacaklarmış gibi...'hala uyuyor musun sen' diyen ciddi bakışları...hafızama kazınan görüntülerinden biri sadece..

elinden tutup gösterilere eğlencelere götürmek istedim...

ama başladığı gibi şen devam etmedi günümüz, biz bu öğlen uğurladık babamızı gene

yaz geldi sayılır ya hani çabuk geçer 2,5 ay...çok çabuk geçsin...

Pazar, Nisan 04, 2010

İlk Seyahatimiz Başlıyorrr...

herşey hazır gibi...

ciciler alındı, hem bana hem Defneye...

süslenildi... saçlarımın boyası tazelendi

sevgiliye hediyeler alındı...Ece Defne'de aldı babasına...

çantalar hazır zaten... gerçi hala kapakları açık... Defnenin yarın kullanacağı biberonu ve yoğurdu konacak sabah...

Benim çantam küçücük, Defnenin kocamannnn:) ne zor işmiş bebek çantası hazırlamak, çok hafife almışım meğer...

yarın öğlen kızımla kuş olup uçacağız kendi evimize... üstelik babamızda yanımızda olacak...

evimizde haftasonu temizletildi bir güzel... bizi bekliyor mis gibi...

eşyalarımı çok özledim

çok heyecanlıyım ben... bizi bekleyen arkadaşlarımız gibi...


bunlar da iade edeceğimiz oyuncaklarımız, bugün farkettik ki boya çıkarıyorlar...
ben çok sevmiştim halbuki:)


bi hafta sonra da sevgilinin ailesiyle vakit geçireceğiz, umarım çooookkk huzurlu geçer bu bol seyahatli iki hafta...

kucak dolusu sevgiler herkese...

en içteninden!

Cuma, Mart 26, 2010

YORGUN...


nasıl da yorgunum...son iki gündür pek bi yoruldum, koşturdum... hani büyük gündü ya ayın otuzu, o yüzden gerekli işlemlerle uğraştım ve bitirdim ama değilmiş meğer:) detayları yazabilecek kadar enerjik değilim şu an ama ameliyatım mayısa ertelendi ve böylesi çok daha iyi olacakmış.
aslında tabi bu kadar pozitif karşılamamıştım bu sürprizi, hala da bir ay nasıl geçecek derdindeyim. başım çok dumanlı benim şu sıralar:)
ama en azından tüm işlemlerim hazır:)

bir de bugün de Defne'ye mama vermeye başladım. sebze çorbası, maması, mamasının sıcaklığı, elma püresi...derken kendimi yarışmada gibi hissettim, göründüğü kadar kolay değilmiş şu mama verme işi. zaten çok becerikli sayılmam, yorgunluğuma da tuz biber oldu:)

bi on gün sonra sevgili geliyor, ve beraberinde onca yolculukla:) şimdiden gözümde büyüyor çantalar, mamalar, mızıldanmalar...evime gitme heyecanımın yerinde korkularım yan gelmiş yatıyorlar:)

fotoğrafı Göcek'te balayı keyfi yaparken çekmiştim...şimdi orda olsam ne tatlı olurdu...

güzel bir uyku çekmem lazım...

Pazartesi, Mart 22, 2010

MiM !

pek keyifli doğrusu şu mim adeti... ne eğlenceli geliyor bana, minik bir röportaj gibi:) sevgili minimalist mimlemiş beni !
konumuz ise ' 2009'un neden iyi geçtiğine dair 5 madde'

hımm, düşünelim bakalım... yok yok numara yapmayacağım ve yılbaşında sevgiliye yazdığım aynı konulu mektubumu hatırladım, hafızadan kopya çekeceğim:)

1. ece defnem'le olağandışı ilişkimizin başlaması ve yine aynı yıl kavuşmamız

2. hiç aidiyet hissedemediğim şehri geride bırakıp canım İstanbuluma kavuşmuş olmam

3. böylelikle 'anneme' kavuşmuş olmam

4. sevgili ile bozcaada'da ki son başbaşa romantik tatilimiz; ya da karnımda ki bebeğimizle ilk tatilimiz:)

5. yirmili yaşlarımın son yılıydı; tabi bu kötürüm bi durum ama bu bakımdan kıymetli bir rakam 2009; keşke hiç geçmeseydi mesela:)

bol kavuşmalı bir yıl olmuş 2009; 2010 da da şimdi iş için uzak diyarlarda olan sevgilime de kavuşursam mim falan beklemeden yazarım onu da:)

vee bu MİMi paslıyorum
klavyemden dökülenler
mss müge


buarada dün 5 ayını doldurdu ece defne'm; ne çabuk geçti bu beş ay , anlamış değilim ! kocaman oldu...

Cumartesi, Mart 20, 2010

I am Alis:))

Annem ve Defne beni azad ettiler bugün...hiç olmadığı kadar hızlı (ki hiç olmaz aslında!) davranıp 16.45 seansına yetiştim...sebeb ne olursa olsun insanın özgürlüğünün kısıtlanması ne kötü diyeceğim ama diyemiyorum. hani her şeyin ayrı bi tadı tuzu var ya...o yüzden ! elimi çantama her atışımda aradığımı bulana kadar, defnenin bir mendili ya da emziği takılıyor elime ! tabi bunu bir sinyal olarak algılayıp acele etmem gerektiğini hatırlıyorum yeniden:) ama hoşuma gidiyor işte...işte o an bırakıyorum sorgulamayı, düşünmeyi; özgürlükmüş şuymuş buymuş...

Johnny Depp'i en son birlikte izlemiştik sevdiceğimle; sweeney todd filminde. filmde ki gırtlak kesme sahnelerine pek dayanamamıştı sevgili ama ben filme hayran kaldığımı hatırlıyorum:)

e zaten Tim Burton ismini görmem yetiyor, her seferinde endişesiz giderim filmlerine.

vızıl vızıl çocuk sesleri arasında 3d gözlüğümü taktım...sonra bi çukurun içine düşüp bambaşka bi diyarda buldum kendimi:)

yok yok fantastik dünyada kaybolmadım, ama küçüklüğümden beri her bunalıp sıkıldığımda, mutsuz hissettiğimde 'şimdi birşey olsa ve birden kaybolsam' düşüncem için; aslında bu Alis'in etkisiymiş demek ki deyip durdum...

hem zaten 3d gözlükten de hiç hoşlanmadım çünkü belki de benim şanssızlığımdan renkleri çok bozuyor iyice karaltıyordu. çıkardım ve bildiğim gibi izledim:)
şapkacıyı, kediyi hatta kendisini kızdıran herkes için asın kesin öldürün diye emirler yağdıran kırmızı prensesi bile sevdim...

keyifliydi ama öyle ''aaa süperdi, şöyleydi böyleydi' diyemeyeceğim...ama güzeldi...:)

çıkışta o çok istediğim, her seferinde bana göz kırpan Swatch saatime de kavuştum!

yüzüm hala gülüyor, nasıl da rahatlatıyor yalnız geçen bi dört buçuk saat...rahatlatıyor rahatlatmasına da annanesinin kucağında bana kapıyı açan, beni görünce mutlu olan miniğimi görünce hepsi uçuyor gidiyor, filmin getirdiği rahatlık tüm önemini kaybediyor...
o zaman beni tek rahatlatan Defne'm oluyor:)

Cuma, Mart 19, 2010

bir şarkı nasıl da hatırlatır bir dönemi...

tvde rastladım tesadüfen...Saba Tümer'e konuk olmuş Harun Kolçak

kendisini değil ama şarkılarını çok severim ben...

teee ortaokuldaydım, bu şarkıyı walkmanımden dinlerdim...

'yanımda kal, yanımda kal...düşlerim yetmez ki bana' !

farkettim ki yıllardır da dinlememişim

uvvv baya geçmiş hakkaten, walkman dedim di mi?:)

dinlerken o yıllar geliverdi gözümün önüne, nişantaşı-şişli-m.köy arası mekik dokuyan bi kız çocuğu...ya da genç kız mı demeliydim?

en yakın arkadaş clementıne İle yapılan fısır fısır konuşmaları hatırlattı...


yıllar nasıl da hızlı geçiyor,

sanki sadece birkaç yıl öncesiymiş gibi geliyordu, ama değilmiş:) Harun Kolçağı belirgin bir farkla görünce anladım !

amma da yaşlanmış göründü gözüme...saçları bembeyaz, kocaman bi göbek yapmış...

ya ben, ben de çok değiştim mi acaba?

e tabi ben de boş durmadım yaptım bi koca göbek !(aslında göbek değil bebek:)

ruhum hala gencecik ama...:)

Cumartesi, Mart 13, 2010

Eyvah Eyvah !


yazmadan olmaz tabi, şimdilerde herkesin dilinde EYVAH EYVAH...madem gittim gördüm bende paylaşayım:)

cuma akşamının süpriziydi, haydi sinemaya diye bir 'ses'. aslında ben bu teklifi başka bir sesten işitmek istemiştim 1,5 ay önce ama neyse...o başka bir yazının konusu..:)(kapris potansiyelim oldukça yüksek görüyorsunuz ki!)

çok tuhaf birçoğunuz için biliyorum, çünkü benim içinde oldukça tuhaf, kaççç zamandır çok istediğim halde bir filme bile gidememiş olmak. minişimden fırsatını yakalamış olsamda hep birşeyler beni vazgeçirdi, işte bu yüzden hemen ok dedim!

koltukta ki yerime yerleştim bir güzel, sonra durduramadım gene düşüncelerimi...ne vardı sanki sevgilimle gelseydik ocakta ki gelişinde diye...

aman düşünme işte neyse ne, neredeyse iki ay olacak...defne gibi oldum bende mırıl mırıl...

film Çanakkale Geyikli'de başladı ya hani...içim ısındı...E doğal olaraktan hemen yazı, sıcağı, tatili düşündürdü. Geyikli'nin sıcak denizine girmek istedim.
hafiflemek ve ıslak bikinime aldırmadan feribotla bozcaadaya geçmek istedim...

ve sevgiliyle geçen yaz yaptığımız romantik tatilimize dair her ayrıntıyı hatırlattı bana bu güzel film.

tabi bunlar aklımın bir köşesindeyken filmi de izledim:)

konu bakımından aslında abartıldığı kadar yok bence ama gerçekten çok keyifli, bol kahkahalı, eğlenceli...bir film

bir kısmının Geyikli'de çekilmiş olması ve trakyalı ağzı kullanılmasına ise tek kelimeyle bayıldım...

filmin resmi sitesinde ki 'kamera arkası' görüntüleri de film kadar keyifli. izleyin bence...

Pazartesi, Mart 08, 2010

Sevgiliye Öneri


hadi ısınsın artık havalar,zaten hava karardıkça karadı, şu karanlık havadan bi kurtulalım. zaten soğukları da hiç sevmiyorum ! nisan gelsin bir an önce, hem de en hızlısından...

herşey yolunda gitsin ve gelsin artık sevgilim! tıngır mıngır gidelim her yere:))defneyle oynayalım, salya fışkırtma yarışı yapalım:)...mutlu mesut bi de üçümüz olsak...olmaz mı?

geleceğin hepi topu 3 haftanın sadece bi haftası başbaşa olacağız ya...ne yapacağımı şaşıracağım gene...zaten önceki gelişinden kalan kızgınlığımdan plan da yapmıyorum! e senin yapacağın planla ne kadar birlikte olabiliriz pek emin de olamıyorum:)

aslında şeytan diyor ki paylaşma kimseyle, kopar cıngarı, al sevgilini kızınla birlikte, çıkar tadını...

az kaldı zaten cıngara...e haklıyım ama

bu gelişin ailenin son şansı olacak sevgili:) iyi değerlendirsinler !





(yazı başladığı gibi bitmedi di mi? bugün kadınlar günü ya, sanırım kapris yapma hakkımı kullandım:)